Copyright © Sensiz Kelimeler Sözlüğü
Design by Dzignine

Patlıcan Musakkaya Ağıt




Sevgilim
Ümit usta da öldü, Allah rahmet eylesin,
Boynu bükük kaldı patlıcan musakkanın,
Hep giderim diyorsun ya, iyi tamam git de,
Kim pişirecek şimdi aşık melemenini benim kalbimde.

Ölmek kolay biliyorsun,
Azraile göz kırpıyorsun, biletini veriyor eline,
Hem herkes aynı sınıf mezarlıkta,
Ne perde var arada,
Ne de busines class göbekli adamlara,
Bir tek Ahmet abi anlıyor halimizden,
Allah ondan razı olsun yatağımızı seriyor biz gelmeden,
Karacaahmettir namı, belki sen onu öyle tanırsın,
Ahmet abi candır lakin canlıyken tanışamazsın.

Sevgilim,
Nasıl yaşarsan bu dünyadan öyle gidersin,
Mesela gülsen şimdi,
İçinden bir çocuk yüzü çıksa sümüklü burnu ile,
Yine de öperim ben seni,
Ölmek te böyledir işte, şaşırsın ama dönüş bileti bulamazsın.

Sevgilim,
Ben ölsem, sen ölsen, o ölse, onlar ölse, biz ölsek,
Mutlu Akü ’den de fayda yok, ölürken mutsuz oluyor herkes,
Oysa seviyorum ben ölmeyi,
Bakma öyle şaşırıp ta yüzüme,
Gözlerinde kaç kere öldüğümü bilmemezlikten gelipte.


Adem Özbay

Öğrendim




Öğrendim,
Düştüğünde seni kaldıran değil,
Senle birlikte düşenmiş dost.

Yolu senle yürüyen değil,
Yolu sana çıkanmış yoldaş, arkadaş.

Seviyorum deyip, bir gün unutan değil,
Her gününe bir tebessüm katanmış seni seven.

Sen dostum,

Sildirme kimseye gözyaşlarını,
İçindeki denizin teridir o.

Açıl ummanların en ötesine,
Lakin hiçbir limanda gönlü kırık bırakma arkanda.

Bin kere aldansan da bir kere aldatma,
Bin kere terk edilsen de bir kere terk etme.

Herkes yaşar, herkes ölür,
Mezar taşındaki iki tarih arasına sıkıştırma hayatını,
Doğumun belli olsun ama,
Ölümün uzasın sonsuzluğa,
Sen iyilikle, güzellikle, sevgiyle anıldıkça...  



Adem Özbay

Neden Sevmeyi Beceremiyoruz?



Hepimizin sevgi konusunda sorunu var. Ailemizi sevmede, dostumuzu sevmede, sevdiğimizi sevmede, eşimizi sevmede sorun yaşıyoruz. Dünyanın varoluşunda beri sevgi konusundaki sorunlar çığ gibi büyüyüp her daim insanoğlunun karşısına dikiliyor.
Peki neden sevmeyi beceremiyoruz. Bize hiçbir külfeti olmadığı halde neden tam layığıyla sevemiyor, sevdiklerimizle birlikte olamıyor ve ömrümüz boyunca sevgimizi koruyamıyoruz.
Gelin önce Mevlana’dan kısa bir öykü okuyalım birlikte:
“Bahçıvan, bir sabah bağında güzel bir gül açtığını gördü. Baktı, seyretti, hoşlandı, gönlü ısındı ve onu, sanki âşık olmuşçasına koruyordu. Gözünden kıskanıyor, esen yelden sakınıyordu.
Bir sabah ne görsün! Bülbülün biri gülün dalına konmuş, yapraklarını bir bir koparıyor, zedeleyip yaralıyor. Önce bülbülü kovaladı.
Ama gülü boynunu bükmüş, mahzunlaşmıştı. Ertesi sabah gül ile bülbül arasında aynı hadisenin yaşandığındı, gülün daha kötü hırpalandığını gördü.
Bu sefer bülbüle kast etmek istedi. Ama bülbül uçup gitmişti. Bahçıvan güle bakıp bakıp ağladı. Üçüncü gün bülbül yine gelecekti. Ona bir tuzak kurdu, bülbülü yakaladı. Ne çare bülbül tuzağa düşesiye kadar gülün bütün yapraklarını yok etmişti, sevgiliye kıymıştı. Üstelik de girdiği kafesten bahçıvana şöyle diyordu:
-A insafsız adam! Sana ne yaptım ki beni kafese kapattın? Eğer sesimi beğenmediğin için beni hapsettiysen ben zaten senin bağının bülbülü değil miyim? Eğer başka bir suç işlediysem bunu bilmek elbette benim hakkımdır, söyle, neden bu kafesi bana reva gördün?
Bahçıvan olup biteni anlattı, gülünü kopardığı için kendisini cezalandırdığını söyledi. Bu sefer bülbül sesini daha da yükseltti:
-Yani şimdi sen, yalnızca bir iki gün içinde solacak bir gülü telef ettim diye mi bunu bana reva gördün? Bunun için mi beni kafese kapattın? Bu seninki adalet midir?
Bağcı merhamete geldi, bülbülü bıraktı. Özgürlüğüne kavuşan bülbül bahçıvana şöyle dedi:
-Ey iyi kalpli aşık, mademki sen bana hürriyetimi verdin, ben de sana hazine vereyim. Bahçenin falanca yerini kaz.
Bahçıvan orada bir küp altın buldu. Sevindi, yeni gül bahçeleri yapmaya ahd etti. Bu arada bülbülü affetti, her seher şakıyışlarını lezzetle dinlemeye başladı. Ve bir sabah merakını yenemeyip ona sordu:
-Bahçemdeki hazineyi toprak altındayken biliyorsun da gül dalının yanına kurduğum kapanı gözünün önündeyken nasıl bilmedin?
-"Senin kapanın kaza ve kaderin gereğiydi." diye başladı söze bülbül. "Kadere karşı hikmet gözü kapanır. Kişi ne kadar açıkgöz olursa olsun kazaya karşı kördür."
Herkes bu öyküden farklı bir anlam çıkarabilir. Benim payıma düşen şu oldu. Sevmek insana yaratıcının bir hediyesidir. Dünyada gönderilme gayemiz ‘iyilik üzere yaşamak’ ise, sevmekte bu yaşama biçiminin insanoğluna hediyesidir. Sevmek konusunda sorun yaşıyorsa öncelikli olarak özümüzdeki iyi ve kalbi yaşama duygularımızı kontrol etmemiz gerekmektedir.
Kişisel hırslarımız, ihtiraslarımız, dünya malına karşı olan doymak bilmek iştahımız sevgiyle aramızda Çin seddi gibi durmaktadır. Hepimiz bir düşünelim, ev araba almak ya da tatile gitmek ya da kişisel ihtiyaçlarımızı temin etmek için gösterdiğimiz çabanın ne kadarını iyilik yapmak için kullanıyoruz. 
Eğer vermezsek alamayız, kalbinden vermeyen kalbine bir şey alamaz.
Sevdiğim bir düşünürün bir sözü var, ‘Gönlünüzü verirseniz daha güzel bir gönül kazanırsınız.’ Sevmenin şifresi bence bu. Önce gönüller kazanacağız, gönüller fethedeceğiz. Ağlayan çocukların gözyaşlarını silmeden, üşüyenleri ısıtmadan, açları doyurmadan nasıl kendi açlığımızı doyurabiliriz, nasıl kendi yüreğimizi ısıtabiliriz nasıl kendi gözyaşlarımızı silebiliriz.
Sevmenin bir döngü olduğuna inanıyorum. Her mutluluk, her gülümseme her teşekkür bir ‘sevgi’ olarak bize geri döner. Sevmek bir koyup bin kazanılan piyango gibidir. Bir kere mutluluk verdiniz mi binlerce kere mutluluk alırsınız sevdiklerinizden. Bir kere yardım ettiniz mi binlerce kere yardım görürsünüz sevdiklerinizden.
Sevmeyi becerebilmemizin yolu kalbimizle yaşamayı öğrenmekten geçiyor.
Kalbin naifliği, kalbin misafirperverliği, kalbin hamiyetperverliği bize nasıl sevmemiz gerektiği konusunda her zaman rehber olmaya hazır. Yeter ki biz ona yeteri kadar şans verelim.  
Gönülden yaşarsak başka gönüllerde saklı hazineleri biliriz, keşfederiz, onlarla sevgi dolu yaşarız. Yoksa önümüzdeki ‘yaşam meşgalelerinden oluşmuş kafesler’in birinden birine kısılmakla bir ömür tüketiriz sevgili dostlar. 
Seçim bizim.
Ben kalbin yolunu seçelim derim.


Adem Özbay

KORKMA




Ne zaman düşersin,
Öğrenirsin,
Hayatın düşmek ve kalkmak olduğunu.

Ne zaman seversin,
Bilirsin,
Sevmenin yalnızlığı alt etmek olduğu.

Ne zaman gülersin,
Hissedersin,
Asıl mutluluğun paylaşmak olduğunu.

Ne zaman özlersin,
Duyarsın,
Kalbinin bir sesi olduğunu.

Öğrenmek için düşmekten,
Bilmek için sevmekten,
Hissetmek için gülmekten,
Duymak için özlemekten,
Korkma!

Sen düştükçe, sevdikçe, ağladıkça, özledikçe insansın.

Adem Özbay

Kalbinin Adamı Ol!




Sevme diyorlar sana,
Canın yanarmış,
Yansın!

Hayal kurma diyorlar sana,
Gerçeklerden koparmışsın,
Kop!

Gitme diyorlar sana,
Adın sanın unutulurmuş,
Unutulsun!

Yalnız olma diyorlar sana,
Sürüden ayrılanı kurt kaparmış,
Kapsın!

Bilme diyorlar sana,
Öğrendikçe zorlaşırmış hayat,
Zorlaşsın!

Ağlama diyorlar sana,
Adamdan sayılmazmışsın,
Sayılma!

Sev, canın yansın, yandıkça aşkı bileceksin,
Bil, zorla hayatı, terini akıt yaşamanın,
Hayal et, gerçeklerden korkma, cesur ol,
Yalnız ol, sürüyü terket, özgürlüğün yolcusu ol,
Ağla, adamdan sayılma, kalbinin adamı ol!


Adem Özbay